22 Aralık 2007 Cumartesi

Vatancılar Sezer'i gaza getiriyorlar



Vatan gazetesi yazarı Mustafa Mutlu hem yeni bir siyasi yapılanmadan söz ediyor hem de Sezer'e açık açık bu oluşuma katıl diyor... Mutlu'ya destek Güngör Mengi'den...
22 Aralık 2007 11:01

Mustafa Mutlu'nun dünkü köşe yazısıCumhurbaşkanlarının küsme hakkı yoktur! Türkiye Cumhuriyeti’nin 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, ülkemizin geleceği hakkında çok ciddi endişeleri vardı...İrticai eğilimlerin tırmanışından, bölücü terör örgütünün faaliyetlerinden...Ve eski bir Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak yargının siyallaştırılmasından ciddi şekilde rahatsızdı...Bu rahatsızlıklarını da her fırsatta toplumla paylaştı.O yüzden AKP iktidarıyla ters düştü ama görevini Abdullah Gül’e devrettiği 29 Ağustos 2007’ye kadar da sözünü esirgemedi.
***Aradan tam 114 gün geçti...Bu 114 günde irticai faaliyetler daha da arttı...Terör daha da tırmandı...50’ye yakın şehit verdik, yüzlerce protesto mitingi düzenledik, Meclis’ten tezkere geçirip, izin almak için ABD’ye gittik... Ve nihayet beklenen operasyonu yaptık...Siyasal iktidar yargıyı siyasallaştırma çabalarından da geri adım atmadı bu 114 günde... Savcı mülakatları bile Adalet Bakanlığı’na bırakıldı!Ama her nedense...Ve Show TV kameralarının haneye tecavüz sayılabilecek “atletli cumhurbaşkanı” görüntülerini bir kenara koyacak olursak...Bir kez bile konuştuğunu, görüşlerini, endişelerini, önerilerini ve en önemlisi de deneyimlerini paylaştığını görmedik 10’uncu Cumhurbaşkanımızın!
***7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 89 yaşında... Görevi bırakalı 18 sene olmuş... Ama hâlâ ülkenin geleceğini ilgilendiren konularda kendince görüş belirtiyor... O kadar değişti ki, eyalet sistemi bile öneriyor!9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 83 yaşında... 7 yıl geçmiş görevi bırakmasının üzerinden... O da konferans, seminer, panel demeden dolaşıyor, deneyimleriyle katkıda bulunmaya çalışıyor...Ama sadece 66 yaşındaki 10’uncu Cumhurbaşkanımız Sezer, devletin “fırından yeni çıkmış” en gizli bilgilerine sahip olmasına karşın tek kelime etmiyor!Yapılanlar doğruysa “Doğru” deyip yüreğimize su serpmiyor...Yanlışsa itiraz edip, doğruyu göstermiyor!Belli ki küskün, kırgın...Belli ki hâlâ birilerine kızgın...Belli ki moralsiz...Köşesinde oturuyor!
***
Böyle bir dönemde susmaya hakkınız yok Sayın Cumhurbaşkanım!Sizin yaptığınız görev, koltuğu teslim ettiğiniz anda bitmiyor çünkü...Ve üstelik artık “tarafsız” olmak zorunda da değilsiniz; çıkın, gördüklerinizi söyleyin bize...Konuşmak sizin göreviniz...Sizin düşüncelerinizi öğrenmek de bizim en doğal hakkımız!Lütfen görevinizin gereğini yerine getirin...
mmutlu@gazetevatan.com
Güngör Mengi'nin bugünkü köşe yazısı
Sezer bu çağrıya kulak vermeli... Geçen gün Hürriyet, Erzurum Emniyet Müdürlüğü’nde yapılan bir veda töreninin haberini veriyordu. Emniyet Müdürü Kâmil Çolak’ın 19 ayda tam dokuz suç örgütünü çökertip 16 takdirname aldığını anlatan haber, onun Erzurum’dan alınışının halkı olduğu kadar örgütü de şaşırttığını anlatıyordu. Öyle ya başarılı bir idareci, işbaşında bulunan siyasi iktidarın da şansıdır. Bir hükümet, kendisine de hizmeti dokunan başarılı bir idareciyi niye rahatsız etsin? Niye bindiği dalı kessin? Bu soruları kendi kendime sorarken Emniyet Müdürü Çolak’ın Atatürk’ü kendine rehber edindiğini belirten sözlerini okudum. Ve cevabımı almış oldum! AKP iktidarının getirdiği en tahrip edici değişiklik, devlet bürokrasisinde uyguladığı yükselme kriterleridir. İmam hatip kökenli olmak, türban takan bir eşle evli olmak... Bunlar mevki sahibi olmanın ve yükselmenin sebebi olabiliyor ama kalmak ve yükselmeye devam etmek ek şartlar gerektiriyor. Meselâ tarikat veya cemaatiniz uygun değilse organ nakli operasyonlarındaki gibi bünye sizi reddedebiliyor. Atatürkçülerin tasfiye süreci devam ederken şimdi yavaş yavaş siyasal İslâmcı takımın kendi içindeki kanatları birbirini kırmaya başlayacaktır.
gmengi@gazetevatan.com
Mustafa Mutlu'nun bugünkü köşe yazısı
Yeni bir siyasi yapılanma zamanı! Geçen hafta “ülkeyi terk etmek”ten söz eden Fazıl Say yalnız değil... AKP’yi kabullenip bağırlarına basanlar olduğu kadar; ortak geleceğimiz konusunda umutsuzluğa kapılanların sayısı da oldukça fazla...Ama onların en büyük sıkıntısı, alternatifsizlik!İşte geleceğimizi belirsizleştiren asıl olumsuzluk bu:Eğer AKP’nin karşısında biraz güçlü bir siyasi oluşum olsa, en azından umut baki kalacak ve kimse “gitmek”ten söz etmeyecek!
***
CHP, Reis Bey ve arkadaşları sayesinde “umut” değil artık! DSP, cılız kadrolarıyla güven vermiyor...Diğer küçük sol partiler, halkın tamamını kucaklamaktan uzak...Gelelim sağa:MHP, “politikasızlık” girdabında çırpınıp duruyor! Genel Başkanları seçim zamanında meydanlarda ip attı, bugün tüm MHP’li yöneticiler ve vekiller hiçbir şey yokmuş gibi “ip atlıyor...” Tabandan gelen “Bir şeyler yapın” baskısını ciddiye aldıkları zaman da sanki başka hiçbir şey kalmamış ve tek dert oymuş gibi Genelkurmay Başkanı’nı “istifaya davet” ediyorlar... O kadar “politikasızlar” ki; bunu yaparken bile birbirleriyle ters düşüyorlar! Eğer bugün AKP “dikensiz gül bahçesi” gibi bir siyaset arenasında istediğini yapıyorsa, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmuşsa; bunların altında hep MHP’nin imzası var!DYP ve ANAP’ı hiç sormayın: Çünkü onlar artık ebediyyen yok!Saadet Partisi’nden söz etmiyorum bile; umarım AKP’nin alternatifi o olmaz! Olursa, bugünleri bile mumla ararız!Başka...Elliye yakın parti daha var ama...Adlarını bile bilmiyoruz!
***
Peki; bu “kısır döngü”den kurtuluşun yolu yok mu?Elbette var: Onun şartı da öncelikle; bugünkü gidişattan rahatsızlık duyan vatandaşlarımızın hepsini kucaklayabilecek “ortak bir politika” belirlemekten geçiyor...Bu politika aslında çok basit:Laik, sosyal, demokratik, sınırları Misak-ı Milli ile çizilmiş üniter bir hukuk devletinden yana olmak!Gerisi ayrıntı...İkinci şart ise “çirkin ve ucuz siyaset”te kirlenmemiş, iddialı vatansever isimlerin kuracağı bir “platform...” Unutmayın ki “gerçek liderler”i, “zor günler” ortaya çıkarır...Bu yüzden bugüne kadar “Türk işi siyaset”e sıcak bakmayan tüm vatansever aydınları, böyle bir “buluşma” için harekete geçmeye davet ediyorum...Çare “gidip kurtulmak”tan değil, “kalıp düzeltmek”ten geçiyor!Bu yüzden kimsenin artık “tembellik veya korkaklık” yapmaya hakkı da zamanı da kalmadı!
mmutlu@gazetevatan.com
Bu haber 6,690 defa okundu.

Hiç yorum yok: