17 Nisan 2008 Perşembe

Türk-İş'in 1 Mayıs menuniyeti



Türk-İş Yönetim Kurulu, 1 Mayıs'a yönelik verdikleri yasa teklifleri konusunda, ''Parlamentomuzun, özlenen irade birliğini 1 Mayıs'ın tatil ve bayram ilan edilmesinde sergileyecek olması memnunluk kaynağıdır'' değerlendirmesinde bulundu.
17 Nisan 2008 14:






Yönetim Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, Türk-İş'in yıllardan beri 1 Mayıs'ın tatil ilan edilmesi ve emeğin bayramı olarak kutlanması konusundaki talebini her platformda dile getirdiği ifade edildi. Türk-İş'in bu konudaki girişimlerini AK Parti iktidarı döneminde de sürdürdüğü, son dönemde de bu talebin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e iletildiği bildirilen açıklamada şunlar kaydedildi: ''Gelinen noktada, iktidar ve muhalefet partileri tarafından verilen benzer içerikteki yasa teklifleri Türk-İş topluluğu tarafından memnunlukla karşılanmıştır. Parlamentomuzun, özlenen irade birliğini 1 Mayıs'ın tatil ve bayram ilan edilmesinde sergileyecek olması bizce ayrıca bir memnunluk kaynağıdır. Dileğimiz ve beklentimiz, ilgili yasa teklifinin 1 Mayıs 2008 tarihine kadar TBMM komisyonlarında görüşülüp, TBMM Genel Kurul gündemine alınarak yasalaştırılmasıdır. Türk işçisi, bu yıl 1 Mayıs'ı tüm korkulardan uzak, birlik ve dayanışma içinde, özgürce taleplerini dile getirdiği bir gün olarak Taksim'de kutlamak istemektedir.''
AA
Bu haber 1,326 defa okundu.

Çimento torbası idam edildi!



Demokratik Sol Parti ilçe ve belde başkanlıklarının öncülüğünde başlatılan 'kurulacak çimento fabrikalarına tepki' hareketi, bir çimento torbasını darağacında idam ederek, tepkisini dile getirdi.
17 Nisan 2008 16:



Gönen'e kurulması düşünülen 3 çimento fabrikasına tepkiler giderek büyüyor. Demokratik Sol Parti ilçe ve belde başkanlıklarının öncülüğünde başlatılan tepki hareketinde bu defada bir çimento torbası temsili bir idamla cezalandırıldı. Gönen'e kurulacak 3 çimento fabrikasıyla ilgili ilçenin tepkisiyle ünlü siyasi partisi DSP boş durmuyor. İlçe Başkanı Ayla Umay ile Sarıköy Belde Başkanı Sebahattin Ünal kapı kapı dolaşıp halkı ev ve işyerlerinde bilinçlendiriyor. Her iki başkan ve köylülerden oluşan heyet Sarıköy Belediye Başkanı Ahmet Ruhi Çetinkal'ı makamında ziyaret ederek kurulacak çimento fabrikalarıyla ilgili görüş almak istediler. Başkan Çetinkal kendisini ziyarete gelen heyeti makamında kabul etti. Umay ve Ünal'ın "Bölgemize kurulacak çimento fabrikaları ile ilgili siz ne düşünüyorsunuz?" sorusuna başkan Çetinkal "Biz bu konuda Donkişot olamayız. Bu benim olduğu kadar yerel idareyi temsil eden herkesin ortak görüşüdür" diye cevap verdi DSP'li çevreci başkanlar Çetinkal'la yaptıkları sohbetin ardından belediyeden ayrıldılar. TABUT'TAN SONRA İDAM GÖSTERİSİ Geçtiğimiz günlerde Dereköy'de gerçekleştirdikleri tabut eylemiyle Gönen'in yarınlardaki yok oluşunu tiyatral bir etkinlikle canlandıran DSP'nin marjinal ekibi bu defada çimento fabrikalarını temsili olarak darağacında idam ettiler. Sarıköy'de yapılan eylemde çimento torbasına geçirdikleri iple infazı gerçekleştiren Umay ve Ünal infaz öncesi ve sonrası yaptıkları açıklamalarda Gönen'i menfaat gruplarına yem etmeyeceklerini söylediler. İdam sahnesinin canlandırıldığı Sarıköy'de infaz öncesi halkla bir araya gelen DSP'liler kurulacak çimento fabrikalarına karşı herkesi duyarlı olmaya çağırdılar. Belde Başkanı Sebahattin Ünal, "Kirli ellerinizi üzerimizden çekiniz" diyerek başladığı sözlerini şöyle sürdürdü, "Güney Marmara'da büyük bir öneme haiz Gönen'in içinde bulunduğu bu duruma kayıtsız kalmamız mümkün değil. Kurulacak 3 çimento fabrikasıyla Sarıköy ve Gönen ovaları yakın zamanda bitecek, cennet ilçemiz ve beldemiz bu fabrikalar yüzünden cehenneme dönüşecektir. Fabrikaların faaliyete geçmesiyle bitki örtüsü yok olacak Gönen ve Sarıköy'de tarım yapılan alanlar kullanılmaz hale gelecektir." dedi DSP Gönen İlçe Başkanı Ayla Umay çimento torbasının temsili olarak asılmasından önce yaptığı konuşmasında şunları söyledi, "Suçluyu yakaladık. Ve onu idamla cezalandırıyoruz. Bugün darağacında ipe çekeceğimiz bu suçlu Gönen'imizde çoluğumuzun çocuğumuzun hayatıyla oynamak istedi. Dolayasıyla şu gördüğünüz sanığın işlemek istediği suç bir insanlık suçu olduğundan ona verilecek ceza da idam olmalıydı!" şeklinde konuştu. İlçe ve belde başkanlarının öncülüğünde gerçekleşen idamın infazı çimento torbasının ipe bağlanmasıyla başladı. Konuşmaların ardından darağacına çekilen çimento torbası infazın gerçekleştirildiği sırada Fethi Binat adlı çiftçinin başına düştü. Ciddi bir yaralanmanın meydana gelmediği gösteri sonrası Umay, Ünal ve beraberindekiler Sarıköy'den ayrıldı.
Bu haber 2,182 defa okundu.

F-16'lar Küpeli Dağı'nı bombaladı



Şırnak'ın Küpeli dağında terör örgütüne yönelik operasyonlar hava destekli olarak devam ediyor. Diyarbakır bomba yüklü havalana F-16 savaş uçakları teröristlerin bulunduğu bölgeleri uzun menzili füzeler ile bombaladı.
17 Nisan 2008 16:44

Şırnak'ın Küpeli Dağı'nda PKK'lı teröristler ile girilen çatışmada 1 askerin şehit olması 13 askerin yaralanmasının ardında bölgede askeri operasyonlar hızlanırken, Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığı 8. Ana Jet Üsünde olağanüstü hareketlik yaşandı. Askeri havalanında uzun menzili füzeler ile peş peşe kalkan F-16 savaş uçakları operasyonların yoğunlaştığı Şırnak'ın Küpeli, Cudi ve Gabar dağına doğru harekete geçti. Uçaklar verilen koordinatlar doğrultusunda teröristlerin kaçtığı sığınakları havadan imha etti. Savaşan şahinler görevlerini başarıyla tamamladıktan sonra üslerine geri döndü. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)nın PKK terör örgütüne yönelik sınır içi ve sınır ötesinde yaptığı harekatlarda görev yapan Türk savaş uçakları hangarlarında çıkarak pist başında gelecek görev emri bekliyor.
İHA
Bu haber 661 defa okundu

F-16'lar Küpeli Dağı'nı bombaladı

Şırnak'ın Küpeli dağında terör örgütüne yönelik operasyonlar hava destekli olarak devam ediyor. Diyarbakır bomba yüklü havalana F-16 savaş uçakları teröristlerin bulunduğu bölgeleri uzun menzili füzeler ile bombaladı.

Erdoğan, Abant'ta görüntülendi



Abant Köşkü'nün yakınlarında pusuya yatan(!) gazeteciler, 30 saattir izini kaybettikleri Başbakan Erdoğan'ı bugün saat 11.15 sıralarında görüntülemeyi başardı. İşte o an:
17 Nisan 2008 15:27



Dünden beri nerede olduğu tartışılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Bolu Abant Tabiat Parkı'ndaki Abant Köşkü'nde görüldüğü belirtildi. Ailesiyle birlikte tatil yaptığı kaydedilen Erdoğan'ın bir ara kucağında torunu ile köşkten çıktığı, makam aracına binip ileri-geri yaptıktan sonra yeniden içeri girdiği kaydedildi. Başbakan'ın dün Ankara'dan ayrıldıktan sonra nereye gittiği açıklanmamıştı. Önce Eskişehir'deki kaplıcalara gittiği söylenen Erdoğan'ın, daha sonra Ankara'daki evinde dinlendiği iddiası ortaya atılmıştı. Son olarak ise, Başbakan'ın Abant'ta olduğu gündeme geldi. Dünden itibaren Abant Palace Otel'e ait Abant Köşkü'nün yakınlarında bekleyen gazeteciler, bugün saat 11.15 sıralarında Başbakan Erdoğan'ı kucağında torunu ile birlikte dışarı çıkarken görüntüledi.
Başbakan Erdoğan'ın yanında gelini veya kızı da yer aldı. Başbakan Erdoğan kucağındaki torunu ile birlikte köşkün bahçesindeki 81 sivil plakalı siyah Mercedes marka makam otomobiline binerek direksiyona geçti. Kızı veya gelini de yan koltuğa oturdu. Başbakan Erdoğan bahçede otomobili ile ileri geri gitti. Bu sırada torunu otomobilin kornasına bastı.
BAŞBAKAN'IN KORUMALARI BAHÇIVAN KILIĞINA GİRDİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı Abant Köşkü çevresinde güvenlik önlemleri en üst seviyede. Bahçivan kılığına giren Başbakan'ın korumaları bahçe temizledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı Abant Köşkü çevresinde güvenlik önlemleri en üst seviyede. Erdoğan'ın ailesiyle birlikte kaldığı köşkte görev yapan korumalar, bahçıvan kılığına girdi. Bahçıvan giysileri giyen korumalar, ellerinde tırmıklarla bahçe temizliği yaptı. Ayrıca köşkün arka kısmında bulunan ormanlık alanda da çok sayıda korumanın görev yaptığı gözlendi. Köşkün yakınındaki Abant Palace otelinin aracı ise sürekli Erdoğan ve ailesine yemek taşıdı. Bu arada Başbakanın makam aracı Abant Palace otelinin garajında dururken, otelin arka kısmında ise tam teşekküllü bir ambulansın beklediği görüldü.
Başbakan Erdoğan daha sonra yeniden kucağına torununu alarak köşke gitti. Abant Köşkü'nün cuma gününe kadar Erdoğan ailesi için ayrıldığı, köşkte 8 kişinin kaldığı öğrenildi.
HABER 7-İHA-CNN Türk
Bu haber 29,962 defa okundu.

16 Nisan 2008 Çarşamba

Kuzey Irak'a yeni hava harekatı



Genelkurmay, Avasin-Basyan Bölgesinde bir terörist grubun K. Irak'a yeni bir hava harekatı düzenleyen Türk jetleri tarafından vurulduğunu açıkladı. Son dakika bilgisi şöyle:
16 Nisan 2008 10:55


Genelkurmay Başkanlığı Avasin-basyan Bölgesinde bir terörist grubun Türk jetleri tarafından vurulduğunu açıkladı.Irak'ın kuzeyinde Avaşin - Basyan bölgesinde eylem yapmak maksadıyla Türkiye'ye sızmaya çalışan silahlı bir grup PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensubu tespit edilmiş, terörist grup 15 Nisan 2008 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait uçaklar tarafından ateş altına alınarak etkisiz hale getirilmiştir.
Aynı gün (15 Nisan 2008), Şırnak ili Küpeli Dağı ve Diyarbakır ili Silvan ilçesi dağlık kesiminde teröristlerle girilen iki ayrı çatışmada 1 terörist etkisiz hale getirilmiş, malzemelerini bırakarak kaçan içlerinde yaralıların da bulunduğu teröristlerin yakalanmasına yönelik operasyonlara devam edilmektedir.
Bu çatışmalarda aşağıda açıklanan miktarlarda silah, teçhizat ve patlayıcı yapımında kullanılan malzeme ile çok miktarda gıda, yaşam ve sağlık malzemesi ele geçirilmiştir.
Ele Geçirilen Silah, Teçhizat ve Bomba Yapımında Kullanılan Malzemeler:
1. Kaleşnikof piyade tüfeği
3 Adet
2. Kaleşnikof piyade tüfeği şarjorü
23 Adet
3. Kaleşnikof piyade tüfeği fişeği
547 Adet
4. El bombası
10 Adet
5. Tabanca
1 Adet
6. Tabanca fişeği (9 mm)
25 Adet
7. Gece görüş dürbünü
1 Adet
8. El dürbünü
2 Adet
9. Yaesu marka araç telsizi
1 Adet
10. Cobra Micro Talk marka el telsizi
8 Adet
11. Telsiz veya telefonda tuzaklama yapmak için kullanılan elektronik entegre düzeneği
4 Adet
12. Yaesu marka el telsizi
1 Adet
13. Elektrikli fünye
14 Adet
14. Amonyum nitrat
30 Kg.
15. C-4 patlayıcı madde
1 Kg.
16. Muhtelif tüp
6 Adet
17. Motosiklet aküsü
1 Adet
18. Fotoğraf makinesi
1 Adet
19. Elektrik kablosu
30 metre
20. Akım ölçer
1 Adet
21. Muhtelif pil
32 Adet
Kamuoyuna saygı ile duyurulur

Adana'da tam bir sağlık skandalı


Tüpgaz satışı yapan işyerinde çıkan yangında vücutlarında 3. derece yanıklar oluşan biri çocuk 2 yaralı, kaldırıldığı özel tıp merkezinde yaklaşık bir saat böyle bekletildi.. Niye mi?...

Adana'da tüpgaz satışı yapan işyerinde patlamadan sonra çıkan yangında yaralanan 1'i çocuk 2 kişi, tedavi amacıyla getirildikleri özel bir sağlık kuruluşunda masrafları ödenmediği için yaklaşık 40 dakika sevk edilmedi. Bu arada, vücudunda yanıklar oluşan 8 yaşındaki İbrahim Yıldırım, gözetim altında tutulduğu odada feryat etti. Acıdan kıvranan çocuğun babası Mehmet Yıldırım, tıp merkezinin para istediğini, vermeyince de sevk yapmadıklarını ileri sürdü.
Gülpınar Mahallesi 67 Sokak'taki Mahmut Yıldırım'a ait tüpgaz satışı yapan işyerinde patlama sonucu yangın çıktı. Yangında, işyerinde bulunan ve yakınlarına yardıma gelen ilköğretim öğrencisi İbrahim Yıldırım ile Ahmet Gökoğlu (19), vücudunun ceşitli yerlerinden yandı. Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerince kontrol altına alınan yangında yaralanan Yıldırım ve Gökoğlu, yakınlarınca Özel Hacettepe Cerrahi Tıp Merkezi'ne kaldırıldı. Burada ilk müdahalenin ardından yakınları, yaralıların tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmelerini istedi. Yaralı İbrahim Yıldırım'ın babası Mehmet Yıldırım, kendilerinden 230 YTL istendiğini, bu sebeple tıp merkezinin sevk işlemini yapmak istemediğini ileri sürdü.
Yaklaşık 40 dakika gözlem odasında tutulan yaralılardan ilköğretim öğrencisi İbrahim Yıldırım, burada acıdan feryat etti. Tıp merkezine ait ambulansla Numune Hastanesi'ne sevk edilen yaralıların, vücutlarında üçüncü derece yanık oluştuğu belirlendi.
Özel Hacettepe Tıp Merkezi yetkilileri, sevklerin, masraflar ödenmediği için yapılmadığı yönündeki iddiaları reddetti. Yetkililer, sevk işlemenin uzamasının, hasta sahiplerinin, yaralıları tıp merkezinin ambulansı ile değil Acil Servis ambulansı ile tam teşekküllü bir hastaneye nakil ettirmek istemelerinden kaynaklandığını öne sürdü.

AB'den kapatma için çok açık uyarı

AB'den AK Parti'ye açılan kapatma davası ilgili açık uyarılar geliyor. Son uyarıyı AP Türkiye Raportörü Ruijten, Brüksel'de bulunan AK Parti, CHP ve MHP'li milletvekillerine yaptı!




Ömer Şahin'in haberi
Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü olan Ria Oomen-Ruijten, Brüksel'de görüştüğü AK Parti, CHP ve MHP'li milletvekillerine "Türkiye, Kopenhag Kriterleri'nin gerisine düşüyor. AK Parti kapatılırsa müzakere durur. Müzakerelerin yeniden başlaması da neredeyse imkansız hale gelir." dedi.
Avrupa Konseyi'nde Türk milletvekilleri için verilen yemekte de kapatma konusu tartışma nedeni oldu. Türk kökenli Avrupa milletvekili Vural Öger, "Bu nasıl sosyal demokratlık?" diye tartıştığı CHP milletvekiline, "Türkiye'de laiklik değil demokrasi tehlikede" diye çıkıştı. Bir Fransız milletvekili de Cumhurbaşkanları Sarkozy'nin Vatikan'ı ziyaretinde "katedral rahibi" unvanı almasının ülkesinde laiklik tartışması başlattığını hatırlatarak, "Laikliğin Fransa için önemini biliyorsunuz. Sarkozy'nin bu davranışı bizde çok yadırgandı, tepki gördü; ama partisini kapatmayı kimse düşünmedi. Bu tür sorunlar demokrasi içinde çözülmeli." tavsiyesinde bulundu. Avrupa Komisyonu Başkanı Jose-Marie Barroso ve genişlemeden sorumlu Komiser Oli Rehn'in Türkiye'yi ziyaret ettiği tarihlerde AK Parti'den Nihat Ergün, Canan Kalsın, Fazilet Dağcı Çığlık, Sait Açba, Haydar Kurt, CHP'den Şahin Mengü, Gaye Erbatur, MHP'den ise Erkan Seçkin, Haluk Emin Ayhan da resmî bir program çerçevesinde Brüksel'e gitti. Edinilen bilgilere göre, Brüksel'deki temaslarda en fazla konuşulan konu AK Parti'ye açılan kapatma davası oldu. Bu konuda en somut tepkiyi gösteren isim de AP Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten oldu. Haziran ayında yayınlanacak İlerleme Raporu'nu kaleme alacak olan Ruijten, kapatma davasının Türkiye'ye ağır fatura yükleyeceğinin işaretini verdi. Türkiye'yi AB'de istemeyenlerin eline koz geçtiğini kaydeden Ruijten, AK Parti'nin kapatılması durumunda müzakerelerin durdurulmasının zor olmayacağını; ancak müzakerelerin yeniden başlamasının ise neredeyse imkansız olduğunu söyledi. Ruijten'in aktardığına göre bir ülke ile müzakerelerin durdurulması üçte bir oranında üyenin teklifi ve nitelikli çoğunluk olan üçte iki üyenin onayı ile mümkün olabiliyor. Müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için ise oybirliği gerekiyor. Raportör, Avrupa Konseyi'ndeki tablonun müzakereyi durdurmaya uygun olduğuna da dikkat çekti. Avrupa Konseyi'nde Türk milletvekillerine verilen öğle yemeğinde ilginç bir polemik yaşandı. Türk kökenli Avrupa milletvekili Vural Öger yaptığı konuşmada demokrasi vurgusu yaparken kapatma davasına karşı çıktı. "Siz AKP'yi desteklediğimizi zannediyorsunuz ama biz herhangi bir partiyi değil demokrasiyi destekliyoruz." diyen Öger ile CHP milletvekili Şahin Mengü arasında tartışma çıktığı öğrenildi. Kapatma davasını bağımsız yargının aldığını ve Türkiye'nin başta laiklik olmak üzere bazı hassasiyetleri olduğunu söyleyen Mengü'ye sert çıkan Öger'in, "Ben de sosyal demokratım. Sizinki nasıl sosyal demokratlık? Laiklik konusunda hepimiz hassasız. Buradan bakıldığında Türkiye'de tehlikede olan laiklik değil demokrasi görülüyor. CHP, AB'yi istiyor mu, istemiyor mu?" diye çıkıştı.
Zaman
Bu haber 6,300 defa okundu.

AB'den kapatma için çok açık uyarı

Sabih Kanadoğlu ne yapmak istiyor


Eski Başsavcı Sabih Kanadoğlu'nun, "Ergenekon, Şemdinli gibi olmaya mahkum" sözleri sivil toplumun ve hukuk camiasının tepkisini çekti. Kandağlu'nun bir planı mı var?






Açıklamaların 'yargıyı etkileme amaçlı' ve 'tehdit içerikli' olduğunu kaydeden hukukçular, buna benzer çıkışlarla Ergenekon soruşturmasının engellenmek istendiği görüşünde. Hukukçular Derneği Başkanı Kamil Uğur Yaralı, Şemdinli davası ile benzerlik kurularak savcılara 'Sonuna kadar giderseniz Ferhat Sarıkaya gibi mesleğinizden olursunuz.' şeklinde örtülü bir tehditte bulunduğunu ifade ediyor. Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı avukat Sinan Kılıçkaya da Kanadoğlu'nun kimliğine dikkat çekerek, "Eski Başsavcı'nın yürütülmekte olan bir soruşturmanın sonucuna ilişkin sözleri 'yargıyı etkilemeye dönük' olarak algılanacaktır." ifadesini kullandı. Kılıçkaya ayrıca, soruşturmanın sürdüğü adli bir konuda önyargılı olarak olayın Şemdinli'ye benzetilmesi hukuk mantığı açısından kabul edilebilir bir durum olmadığını vurguladı. Savcı iken Şemdinli soruşturmasına dönük açıklamaları sebebiyle sürgüne gönderilen ve istifa etmek zorunda kalan avukat Gültekin Avcı, yasadışı kurulan bir terör örgütünü kollayan ifadenin hukuki olmadığını söylerken Kanadoğlu'nun 288. maddeye göre açıkça suç işlediğini ileri sürdü. Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Av. Halil Doğan ise Kanadoğlu'nun son dönemde sürekli isabet eden öngörülerde bulunduğunu hatırlatarak, "Acaba bunlar kehanet mi yoksa bir yerlerden bilgi mi alıyor?" soru-sunu yöneltti.
Hukukçuların, eski Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu'nun Almanya Hessen Atatürkçü Düşünce Derneği'nde yaptığı açıklamalara tepkisi şöyle: Hukukçular Derneği Başkanı Kamil Uğur Yaralı: Savcıları resmen tehdit ediyor Eski Başsavcı, resmen Ergenekon soruşturmasını yürüten savcıları tehdit etmektedir. Bu savcılara, 'Sonuna kadar giderseniz Ferhat Sarıkaya gibi mesleğinizden olursunuz.' demek oluyor. Örtülü bir tehdittir. Türkiye'de hukuk devleti ile çeteler arasında olan savaşta Kanadoğlu tarafını belli etmiş oluyor. Savcılara yönelik psikolojik mücadele yürüten bir insan olduğunu gösteriyor. Demek ki, işin nereye varacağını biliyor ve çekiniyor. Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya: Kanadoğlu'nun söyledikleri hukuken kabul edilemez Soruşturmanın sürdüğü adli bir konuda önyargılı olarak olayın Şemdinli'ye benzetilmesi, hukuk mantığı açısından kabul edilebilir ya da anlaşılabilir değildir. Kanadoğlu'nun eski başsavcı olduğu da dikkate alınırsa, kendisinin bu konuları bildiği varsayımından hareketle açıklamaları yargıyı etkilemeye dönük olarak algılanacaktır. Şemdinli benzetmesi de yargı mensupları açısından üstü kapalı bir tehdit olarak değerlendirilir. Eski savcı, Avukat Gültekin Avcı : Kanadoğlu, 288'e göre şuç işliyor 'Şemdinli gibi olur' demek, Ergenekon soruşturmasının önünü kapatmak demek. Ergenekon'un resmi devlet kolu muhakkak var. Dolayısıyla Ergenekon soruşturması devlet içerisindeki resmi kişileri ve birimleri deşifre edemezse zaten amacına ulaşmamış olur. Zaten Kanadoğlu da bu fikir yelpazesinin adete tetikçisi olarak, 'Bu da Şemdinli'ye benzer, savcılar da tanrıların gazabına uğrar.' şeklinde yakıştırma yapıyor. Bu hiçbir şekilde hukuki düşünceyle bağdaşacak bir açıklama değil. Kanadoğlu TCK 288. maddeye göre adil yargılama ve etkileme suçu işlemektedir. Demokrat Hukukçular Derneği Başkanı Halil Doğan: Yoksa bir yerlerden bilgi mi alıyor? Bu açıklamalar savcılar üzerinde baskı kurma ve sindirmeye yöneliktir. Savcı Ferhat Sarıkaya görevini yaptığı için cezaya maruz kaldı. Şimdi de Zekeriya Öz hakkında medya üzerinden bir linç kampanyası yapılmakta ve sindirilmek istenmekte. Ergenekon çetesinin daha derinlere inilmesinden korkuluyor. Kanadoğlu, Türkiye üzerinde çok kehanette bulunuyor. Acaba bunlar kehanet mi yoksa bir yerlerden bilgi mi alıyor? Bunu soruşturmak lazım.
Zaman
Bu haber 7,454 defa okundu.
document.getElementById('objectContent').style.fontSize = '14px';